spk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2013 Çarşamba

Konut Sektöründe Müzik Durmak Üzere Kendinize Bir Sandalye Kapın!


Gazetelere yavaş yavaş yansımaya başlayan, batan inşaat şirketleri haberleri dikkatinizi çekmiştir. Eskiden medyada bu tarz haberler göremezdiniz, zira inşaat sektörü en fazla reklam veren sektörlerden biridir ve basın bindiği dalı kesmekten hoşlanmaz. Peki ne oldu da şimdi bu haberleri duymaya başladınız? Çünkü artık mızrak çuvala sığmıyor. Özellikle Esenyurt bölgesinde ortaya çıkan imar anlaşmazlığında Büyükşehir ve Esenyurt Belediyeleri aynı partiye mensup oldukları halde anlaşamadılar ve 20-25.000 kişinin satın almış olduğu konutlar bir anda kaçak durumuna düşmüş oldu. Bu gelişme bölgedeki müteahitlerden başlamak üzere sıkıntının yayılmasına neden oldu.

Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi tabiki; son iki yıldır sesimiz yettiğince inşaat sektörünün bir çöküşe doğru gittiğini ifade etmeye çalışıyorduk ancak sektörün duayen şirketleri bizi vesvese ile suçladılar. Bugün gelinen noktada İMKON gibi sektör dernekleri bile maketten satışın terbiye edilmesi gerektiğini aksi halde bir çöküşün yaklaştığını dillendirmeye başladılar. Ortada bir problem olduğu çok açık. Esenyurt müteahitlerinin “biz ne yapalım, projenin ortasında imar koşullarını değiştirdiler” söylemi teknik olarak doğru olsa da asıl problem müteahitlerin aşırı kar hırsıyla ve sermayesiz şekilde çok yüksek taahütlerin altına girmesi ve tek güvendikleri noktanın maketten yapılacak satışlar olmasıdır.

Bu işin bir suçlusu da bankalardır; doğrudan inşaat şirketlerine proje kredisi vermeyi reddeden bankalar, maketten ev alan tüketiciye konut kredisi açarak bir anlamda tek bir şirket yerine binlerce bireysel müşteriye riski aktarmayı tercih etmiştir, tabi ki oldukça yüksek faizlerle. Sonuçta Türkiye’de dünyada olmayan bir garabet sistem oluşmuştur. Ortada hiçbir şey olmadan alıcı bankadan konut kredisi kullanmakta, tüm malı mülkü ile bankaya sorumlu olmakta, kullandığı kredinin tamamını müteahite daha temel atılmadan kuzu kuzu ödemektedir. Yani müteahitler riskini alıcıya taşıttıkları konut kredilerini inşaat kredisi gibi kullanmaktadır. Herhangi bir olumsuz durumda (Esenyurt’da olduğu gibi) maddi gücü olmayan müteahitlerin projeleri nasıl tamamlayacakları belirsizdir. Dahası bakalım bankalar müteselsilen sorumlu oldukları bu projeleri (tüketici kanunun uyarınca bankalar krediverdikleri projelerin tesliminden sorumludur) nasıl tamamlayabileceklerdir? Zira herbir alıcıya krediyi aynı banka açmamıştır, hatta bazı alıcılar tamamen peşin konutun parasını ödemişlerdir ve bu paralar şimdi buharlaşmıştır. Bu durumda muhtemelen bankalar projeleri tamamlamak yerine açtıkları kredileri kapatmayı tercih edeceklerdir. Beklentim odur ki tamamlanmayan projeler nedeniyle yakında bankalar aleyhine bir sürü dava açılacaktır.

Bugün aklı başında müteahitler ve dernekler bu sistemin risklerinin artık ayyuka çıktığını ifade etmekte beis görmüyorlar. Henüz tüm sektörü saran bir fırtınadan söz edilemez, zira Türkiye’de borçluluk oranları halen çok yüksek değil, aile dayanışması çok kuvvetli ve hak arama kavramı çok gelişmiş değil. İnsanlar banker krizinden bile risk kavramını öğrenememiş durumda. En kötü biraz bekleriz diyorlar; ne de olsa kooperatif sisteminde yıllarca bekledikleri hala hafızalarında taze. En kötüsü sektörün içindekilerin,” alıcılar maketten çok düşük fiyatlarla konut alıyor ve prim kazanıyor, bu getiri aldıkları riskin karşılığı” demeleri, zira bu argüman profesyonel yatırımcılara karşı kullanılabilir ancak sektörün sanki garantiymiş gibi insanları alıştırdığı primlendirme sisteminin sürdürülmesi mümkün değil. İkinci ele çıktığında projelerin fiyatları hemen gerçekte olması gereken yerlere oturuyor. Bu da yatırımcılarda teslim sonrasında hayal kırıklığı yaratmaya başladı. Üstelik basındaki abartılı ve aldatıcı reklamlara normal bir vatandaşın kanması çok mümkün iken, sıradan insanların müteahitlerin mali gücünü bilebilmesi mümkün değildir. Bu durumda kamusal bir denetim olmaması insanları tamamen müteahitlerin iyi niyetine mahkum etmektedir.

Mevcut yasalara göre Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın kampanyalı satışları denetlemesi gerekirken bu yapılmamaktadır. Halkı yanıltıcı ve aldatıcı reklamlar hiçbir şekilde denetlenmemektedir. Müteahitlerin binlerce konutluk taahhütlerin altına girmesine Maliye Bakanlığı “dur bakalım senin bilgi birikimin ne? Sermayen ne kadar?” dememektedir. Bir şirket kurarak veya menkul kıymet çıkararak haktan para toplamak SPK iznine tabi iken, bir inşaat projesi maketiyle milyonlarca doları halktan toplamaya hiç bir denetim yoktur.

Sektörde batanlar olması işin doğasında vardır demek mümkün değildir. Her iş kolunda işi yönetememekten dolayı batanlar olabilir ama devlet sistematik olarak inşaat sektörünü denetimsiz bırakmakta, müteahitlere sermaye yaratma imkanı tanımakta ve tüm bu sistemin riskini binlerce konut alıcısına taşıttırmaktadır. Basına bugüne kadar yansıyan batma olayları yanlızca buzdağının görünen kısmıdır. Müteahitlik sektörünün sermaye yeterliliği %1′leri bulmamaktadır, çok güvenilir dediğimiz bankacılık sektöründe bu oran bugün %14′lerdedir, buna rağmen devlet üzerine titremektedir. Ekonominin ve finansal sistemin çok önemli bir ayağı olan inşaat sektöründe de halktan para toplanmakta, halka kredi verilmektedir, istihdam yaratılmakta ve yan sektörlere de destek olarak ekonomik büyümeye ivme sağlanmaktadır. Öyleyse bu başıboşluğun sebebi nedir?yorumlamak gerçekten çok güçtür.

En uygun konut kredisi için konut kredisi hesaplama aracı kullanılarak, istenilen kredi tutarı ve vadede göre bütçeye uygun taksit miktarları hesaplanabilir.

En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın

17 Ekim 2012 Çarşamba

Konutta Ne Kadar Lüks O Kadar KDV Dönemi

Bakan Bayraktar,'Konut ne kadar lüks ise KDV oranını da ona göre belirleyeceğiz' diyerek yeni KDV düzenlemesinin sinyallerini verdi. Türkiye'de konut alan yabancıların oturma izni sorununa da çözüm aradıklarını söyleyen Bayraktar, '1 milyon TL'lik ev alan 1 yıl oturma izni alabilir'dedi

Trabzon'da düzenlenen 5. Türk Dünyası Mühendislik, Mimarlık ve Şehircilik Kurultayı'nda konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, KDV ve maketten satış konusunda sektöre çeki düzen vereceklerini söyledi. Yeni konutlarda KDV artışıyla ilgili düzenleme üzerinde çalıştıklarını ifade eden Bayraktar, konut ve işyerlerinde büyük oranda KDV kaybı olduğunu belirterek, '85 metrekarelik daire Nevşehir'de 70 bin TL iken, Etiler'de ise 1 milyon TL ama ikisinde de yüzde 1 KDV var. Bunu değiştirmek gerekiyor' dedi. Bayraktar, İstanbul'da turizm ve ticari alanların konut ve otel adı altında gösterildiğini ifade ederek aslında lüks sayılan bu gayrimenkullerden de yüzde 1 KDV alındığını söyledi. Bayraktar, şunları söyledi: 'İllere ve semtlere göre ekspertiz yapmayı planlıyoruz. Konut ne kadar lüks ise KDV oranını da ona göre belirleyeceğiz. Burada Bakanlar Kurulu'nun aldığı bir karar var. Ama henüz bu kararı uygulamadık. Hala bazı düzenlemeler üzerinde çalışıyoruz. Hem yatırımcıyı hem de vatandaşı tedirgin etmeden en doğru çözüm için çalışıyoruz. Burada haksızlığın giderilmesi gerekiyor. Sektör rahat olsun mevcut uygulama devam ediyor. Belki de bu oran aynı kalacak.'

Maketten Satışa Çeki Düzen

Bakan Bayraktar, gayrimenkul sektöründe finansal gücü olmadan inşaata başlayıp, maketten satışa çıkan müteahhitlerin vatandaşı mağdur duruma düşürebileceğine işaret ederek, 'Gündemimizde bu konuyla ilgili ciddi bir düzenleme var' dedi. Bayraktar, 'Temel üstü ruhsatı alındıktan sonra kat irtifakı kurulsun, sonra satış başlasın. İnşaat firmaları da banka garantörlüğünde hak ediş usulüyle inşaatları tamamlasın. Ayrıca kampanya düzenlemek için de çeşitli izinler alınsın' dedi. Bayraktar, bu uygulamaların üzerinde çalıştıklarını belirtti. Kentsel dönüşümle birlikte bu uygulamanın daha da önemli hale geleceğini dile getiren Bayraktar, 'Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK), pas atıldı. Karar alt komisyondan geçti. Bayramdan sonra bize gelecek. Bir değerlendirme yapacağız' ifadelerinde bulundu.

Bu Bir Rant Değil

Bayraktar, inşaat sektöründe büyük oranda kayıt dışı olduğunu vurgulayarak, 'Bunu önlemek zorundayız. Bakanlıklar içinde kayıt dışını önlemek için geliştirilen projelerde birinci olduk' dedi. Bayraktar, kentsel dönüşümle ilgili dile getirilen 500 milyar doların bir rant olmadığını belirterek, 'Bu rakam kentsel dönüşümün 20 yılda yaratacağı ekonomik değerdir. Ortada böyle bir rant yok. Cebimizde 150 milyon var. Seneye de maliyeden 1 milyar TL gelecek. Bir 150 milyon TL daha yaratırsak insanlara kira ve kredi faizi desteği vereceğiz' diye konuştu.

Avcılar'da Dönüşüm 

Bayraktar, örnek bölge olarak kentsel dönüşümün yapıldığı Fikirtepe'de sürecin tıkanması halinde devreye girebileceklerini belirterek, 'Şahsen Fikirtepe'de incelemede bulunacağım ve ona göre değerlendirme yapacağız' dedi. Kentsel dönüşümle ilgili birçok bölgenin belirlenmeye başlandığını açıklayan Bayraktar, 'Avcılar'da çok önemli kentsel dönüşüm projesi yapacağız' şeklinde konuştu.

Vatandaşa Kira ve Kredi Yardımı

Bayraktar, kentsel dönüşümün vatandaşın tam olarak algılayamamasına rağmen bir süreç olduğunu belirterek, 'dönüşümün birçok ayağı ve detayları var. Bu süreçte bazı aksaklıklar olacak ama bunları düzelteceğiz. Artık vatandaşlar riskli evde oturmayacaklar' dedi. Kentsel dönüşümde oturdukları evleri yıkılacak olan vatandaşlara çeşitli destekler sağlayacaklarını anlatan Bayraktar, çekilecek kredi faizinin yüzde 5'ini devletin üstleneceğini söyledi. Ayrıca 350-600 TL arasında kira yardımı yapacaklarına dikkat çeken Bayraktar, bu kira yardımının hem ev sahiplerine hem de kiracılara verilebileceğini ifade etti. Dönüşümün bir diğer önemli noktasının da imar artışı olduğunun altını çizen Bayraktar, 'Artık imara değil kentsel tasarıma bakacağız. Parkların, bahçelerin olduğu yeni yaşam alanları yaratacağız. Şehirlerimiz daha ferah olacak ama fazladan kat çıkmış olan binaların emsallerini de azaltacağız. Bu kişileri de başka yerlere taşıyacağız' açıklamasında bulundu. Dönüşümde inşaatçılara da destek vereceklerine vurgu yapan Bayraktar, KDV hariç harç ve vergi muafiyetleri getirdiklerini ve ruhsat alımını kolaylaştırdıklarını hatırlattı.

En Doğruyu Arıyoruz

KDV ile ilgili yeni düzenlemenin yüzde 1 ila yüzde 18 arasında kademelendirme şeklinde olabileceğini dile getiren Bakan Bayraktar, 'Bu uygulama nasıl sorunlar doğurabilir net değil ama kademeli KDV uygulanabilir. En doğru çözümü bulmadan mevcut uygulamayı değiştirmeyeceğiz' dedi.