Piyasada Kasım ayına ilişkin tüketici fiyat artışı (TÜFE) beklentisi yüzde 0.9 iken, dün açıklanan rakam yüzde 0.38 oldu. Böylece yıllık TÜFE artışı da yüzde 7.8’den 6.4’e düştü.
Merkez Bankası tahminlerinin bile altında kalan bu oranla, 18 Aralık’taki yılın son Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizi ya da faiz bantının alt sınırını indirme kararı alınma ihtimalinin güçlendiğini söyleyebiliyoruz.
Enflasyon oranları beklentiler dahilinde gelse bile Merkez Bankası’nın bu ay gerçek faiz indirimi yapması bekleniyordu, şimdi piyasa iyice indirime inandı.
Kasım ayında TÜFE’nin beklentilerin altında kalmasında gıda fiyatlarının mevsimsel etkilerin aksine yüzde 0.21 düşmesi etkili oldu. Önceki 8 yıllık Kasım ayı ortalaması yüzde 1.7 iken sadece 2010 Kasım’ında gıda aylık enflasyonu negatif gerçekleşmişti.
Kasım ayı enflasyonuna en büyük katkı ise 0.4 puanla giyim fiyatlarından geldi. Önceki dört ayda enflasyona toplamda 0.9 puan katkı yapan ulaştırma grubu, Kasım ayında enflasyonu 0.2 puan düşürdü. Düşüşte otomobil fiyatlarının yüzde 0.8 azalması ve akaryakıt fiyatlarındaki indirimler etkili oldu.
Hizmet yıllık enflasyonu Kasım’da bir önceki aya göre 0.2 puan düşerek yüzde 7.1’e gerilerken, mal yıllık enflasyonu 1.9 puanlık düşüşle yüzde 6.1’e indi.
Enflasyon rakamları, iç talepte canlanmanın henüz gerçekleşmediği savını güçlendirdi. Dolayısıyla faiz indirimi yoluyla, Merkez Bankası’nın “finansal istikrar” adı altında iç talebi canlandırmak için eli kuvvetlendi..
Yıllık enflasyon, yani Aralık ayı sonu itibariyle oranlar konusunda tahminler aşağı çekilirken, piyasa tahminleri arasında hala farklılıklar bulunuyor. Piyasa analiz raporlarında yıl sonu TÜFE tahmini yüzde 6.0 ile yüzde 6,8 arasında değişiklik gösteriyor.
Dünkü enflasyon açıklamalarının çarpıcı yönlerinden biri de Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nun, enflasyon rakamlarını, her zamanki saatten yaklaşık 20 dakika önce açıklaması oldu. Şurası bir gerçek ki; normal saatinde açıklama bekleyenler, düşük rakamı önceden görenlere kıyasla dezavantajlı oldular. Faizler, erken açıklamadan sonra hızla aşağı geldi, yani TÜİK’e güvenip zamanında açıklama bekleyenler, ciddi biçimde zarar ettiler.
Rakamlarla Oynamayın
TÜİK bu konuda inceleme başlattı ama, sebep ne olursa olsun TÜİK’in bir güven müessesesi olduğu unutulmasın, bilerek ya da bilmeden “birilerine haksız kar ettiren” hatalar çok vahim.
Zaten bir süredir TÜİK’e güven bu tür hatalar nedeniyle azalmıştı, bu erken açıklama işin tuzu biberi oldu. Geçtiğimiz Pazar günü Habertürk Gazetesinde TÜİK Başkanı Birol Aydemir’in “cari açığı düşük gösterecek çalışmalar yaptıklarını” açıklaması da çok vahim bir hataydı. Yurt dışı özel sektör kredileri için, dışarıdaki olası hesapları düşüp yeni hesap yapmaları, turizm gelirlerini yükseltecek çalışmalar yapılması bizce güven erozyonunu artırır.
Bence spekülasyonlara yol açabilecek, uluslararası istatistik kurumlarının onayı alınmadan, eski serinin açıklanmasına devam edilmeden yapılacak değişiklikler, güveni azaltmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Bence TÜİK “pembe tablo” oluşturacak değişiklikler yerine, son dönemde çok arttığı piyasada sıkça konuşulan “hayali ihracat”a, “altın ticareti”ne girip etkilerini detaylı incelese, gerçekleri bulmaya çalışsa çok daha hayırlı iş yapmış olur.
Merkez Bankası’nın bile rakamları iyi göstermek için “her evde yarım kilo altın var” gibi bir hesapla ortaya çıktığı bir süreçte, TÜİK’in bu tabloyu oluşturmaya katkı yapmaya çalışması inandırıcı değil.
İstatistiklere güven kalmazsa, ekonomiye zararı sanılandan çok daha büyük olur.
Hürriyet
En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Aralık 2012 Salı
28 Kasım 2012 Çarşamba
Faizde İndirim Sinyali
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu(PPK) önümüzdeki dönemde finansal istikrar açısından gerekli görülmesi halinde, politika faizinde ve gecelik borçlanma faizinde ölçülü bir indirimin gündeme alınabileceğini ifade etti.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantı özetini yayınladı. Kurul, toplantıda fiyat istikrarı ve finansal istikrara ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. Enflasyon konusunda toplam talep görünümü, çıktı açığı göstergeleri ve maliyet unsurları ele alınırken, makro finansal riskler açısından özellikle krediler, cari denge ve reel kur gelişmeleri değerlendirdi.
Kurul, talep yönlü unsurların enflasyondaki düşüşü desteklediği değerlendirmesinde bulunduğunu ve yılın üçüncü çeyreğinde toplam talebin büyüme hızında kayda değer bir yavaşlama gözlendiğini; bunun büyük ölçüde özel kesim nihai yurt içi talebindeki gelişmelerden kaynaklandığını ifade etti. Yılın son çeyreğinde yurt içi talepte bir miktar toparlanma beklense de, toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüşe verdiği desteğin süreceği tahmin etti.
İşlenmemiş Gıda Fiyatları Ekim Enflasyon Raporu Tahminine Kıyasla Daha Düşük Bir Düzeyde Gerçekleşecek
Kurul, maliyet yönlü unsurların da enflasyondaki düşüşe katkıda bulunduğu değerlendirmesinde bulundu. Döviz kuru ve emtia fiyatlarının son dönemdeki istikrarlı seyrinin etkisiyle, 2011 yılındaki maliyet artışlarının yıllık enflasyon üzerindeki birikimli yansımaları kademeli olarak ortadan kalktı. Nitekim temel mal fiyatlarının yıllık artış oranında yılbaşından bu yana belirgin bir düşüş gözlendi. Hizmet enflasyonu ise genel eğilim olarak ılımlı bir seyir izledi.
Bu değerlendirmeler doğrultusunda Kurul, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki olumlu seyrin de katkısıyla enflasyonun yıl sonunda Ekim Enflasyon Raporu tahminine kıyasla daha düşük bir düzeyde gerçekleşeceğini öngördü. Bununla birlikte, yönetilen veya yönlendirilen fiyatlar ve enerji fiyatlarındaki artışların dolaylı etkileri orta vadeli enflasyon görünümü açısından yakından izlendi.
Kurul, yılın üçüncü çeyreği itibarıyla talep kompozisyonundaki dengelenmenin ve cari dengedeki iyileşmenin sürdüğünü, kredilerin finansal istikrarla uyumlu olarak makul oranlarda büyüdüğünü ifade etti. Reel döviz kurunda ise yılbaşından itibaren gözlenen değerlenme eğiliminin finansal istikrar açısından yakından izlenmesi gerektiği belirten Kurul, uygulanan dalgalı kur rejiminde döviz kurunun seviyesine dair herhangi bir taahhüt olmadığını hatırlattı. Kurul, iktisadi temellerden aşırı sapma durumlarına karşı gerektiğinde tedbir alınmasının makroekonomik ve finansal istikrar açısından önemli olduğuna vurgu yaptı.
Kurul, yeni politika bileşimi çerçevesinde kredi gelişmelerine ayrı bir önem atfetti. Özellikle küresel ekonominin zayıf seyrettiği mevcut konjonktürde, toplam talebin hem seviyesinin de hem de kompozisyonunun arzu edilen yönde ilerlemesi için kredilerdeki ılımlı artışların korunmasının önemli olduğu belirtildi. Bu bağlamda, yıllık kredi artış oranının yüzde 15'leri aşmamasının fiyat istikrarını ve finansal istikrarı destekleyeceği vurgulandı.
Rezerv Opsiyonu Katsayıları Artırılırken Faiz Koridorunun Ölçülü Olarak Daraltılması Finansal İstikrarı Destekleyecek
Kurul, son dönemde Türkiye ekonomisine yönelik risk iştahının göreli olarak iyileşmesinin rezerv opsiyonu katsayılarının sınırlı oranda artırılmasına imkan verdiğini belirtti. Öte yandan, gerek risk algılamalarındaki iyileşmenin gerekse rezerv opsiyonu mekanizmasının devreye girmesinin geniş faiz koridoruna olan ihtiyacı kısmen azalttığı belirtildi. Bunun yanı sıra, ticari kredilerdeki ılımlı seyrin de faiz koridorunun üst sınırının ölçülü oranda indirilmesine olanak tanıdığı ifade edildi. Bu çerçevede, Kurul, rezerv opsiyonu katsayıları artırılırken faiz koridorunun ölçülü olarak daraltılmasının finansal istikrarı destekleyeceği değerlendirmesinde bulundu.
Küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi nedeniyle para politikasında her iki yönde de esnekliğin korunmasının uygun olacağı belirtildi. Bu doğrultuda, alınan tedbirlerin krediler, yurt içi talep ve enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri dikkatle takip edilecek, Türk Lirası fonlama miktarı gerekli görüldüğünde aşağı veya yukarı yönlü ayarlanacak.
Kurul, bütün bu değerlendirmeler ışığında, önümüzdeki dönemde finansal istikrar açısından gerekli görülmesi halinde, politika faizinde ve gecelik borçlanma faizinde ölçülü bir indirimin gündeme alınabileceği ifade etti. (ANKA)
(EBR/OE)
Etiketler:
bireysel kredileri,
enflasyon,
konut kredileri,
krediler,
Merkez Bankası
21 Kasım 2012 Çarşamba
İki Fed Başkanı Verilere Bağlı Faiz Politikasını Eleştirdi
Philadelphia Fed Başkanı Charles Plosser ve Dallas Fed BaşkanıRichard Fisher, ABD merkez bankasının, sıfır faiz politikasının ekonomik göstergelere bağlanmasını öngören keskin para politikasına muhalefet etti.
Plosser, bu hamlenin netlikten çok karmaşıklık yaratacağından endişelendiğini belirtirken, Dallas Fed Başkanı Richard Fisher, kesin istihdam hedefi koymanın çok zor olduğuna dikkat çekti.
Bölgesel Fed başkanlarının açıklamaları, politika rehberliğinde yeni yollar arayan ve uzlaşı sağlamaya çalışan merkez bankacılar arasındaki ayrılıkları gündeme getirdi. Enflasyon veişsizlik oranları gibi göstergeler, yetkililerin 2015'e kadar faizleri düşük tutma beklentisini tersine çevirebilir.
Fed'in 23-24 Ekim toplantısının tutanaklarına göre politika yapıcılar genel olarak rekor düşükfaiz oranlarını ekonomik göstergelere bağlama önerisini destekledi. İlk olarak Chicago FedBaşkanı Charles Evans tarafından öne atılan bu plan, 4 Fed üyesi tarafından desteklendi.
Evans faizin işsizlik yüzde 7'nin altına gerileyinceye ya da enflasyon yüzde 3'ün üzerine çıkıncaya kadar sürdürülmesini desteklerken, Boston Fed Başkanı Eric Rosengren ve Minneapolis Fed Başkanı Narayana Kocherlakota farklı eşik önerileri sundu. Fed Başkan Yardımcısı Janet Yellen bu hafta belirli bir rakam hedefini dile getirmese de bu öneriyi desteklediğini açıkladı.
bloomberght
En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.
Plosser, bu hamlenin netlikten çok karmaşıklık yaratacağından endişelendiğini belirtirken, Dallas Fed Başkanı Richard Fisher, kesin istihdam hedefi koymanın çok zor olduğuna dikkat çekti.
Bölgesel Fed başkanlarının açıklamaları, politika rehberliğinde yeni yollar arayan ve uzlaşı sağlamaya çalışan merkez bankacılar arasındaki ayrılıkları gündeme getirdi. Enflasyon veişsizlik oranları gibi göstergeler, yetkililerin 2015'e kadar faizleri düşük tutma beklentisini tersine çevirebilir.
Fed'in 23-24 Ekim toplantısının tutanaklarına göre politika yapıcılar genel olarak rekor düşükfaiz oranlarını ekonomik göstergelere bağlama önerisini destekledi. İlk olarak Chicago FedBaşkanı Charles Evans tarafından öne atılan bu plan, 4 Fed üyesi tarafından desteklendi.
Evans faizin işsizlik yüzde 7'nin altına gerileyinceye ya da enflasyon yüzde 3'ün üzerine çıkıncaya kadar sürdürülmesini desteklerken, Boston Fed Başkanı Eric Rosengren ve Minneapolis Fed Başkanı Narayana Kocherlakota farklı eşik önerileri sundu. Fed Başkan Yardımcısı Janet Yellen bu hafta belirli bir rakam hedefini dile getirmese de bu öneriyi desteklediğini açıkladı.
bloomberght
En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.
Etiketler:
abd,
charles plosser,
Dallas Fed Başkanı,
enflasyon,
Faiz,
fed,
istihdam,
işsizlik,
Philadelphia Fed,
Richard Fisher
6 Kasım 2012 Salı
Ekim Ayı Enflasyonu
Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Osman Budak, tarım sektörünün, üretici fiyatlarında meyve sebze fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak sıfır enflasyon yaşadığını bildirdi.
Çetin Osman Budak, 2012 Ekim ayı enflasyonunu değerlendirdiği yazılı açıklamada, bir önceki aya göre TÜFE'de yüzde 1,96, ÜFE'de yüzde 0,17 oranında artış olduğuna dikkati çekti.
Yıllık enflasyonun ise tüketici fiyatlarında yüzde 7,80 üretici fiyatlarında yüzde 2,57 olarak gerçekleştiğini belirten Budak, TÜFE'de ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artışın yüzde 6,81 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 3,31 ile konut, yüzde 2,06 ile ulaştırma gruplarında gerçekleştiğini belirtti.
Aylık en yüksek artış gösteren seçilmiş maddelerin ilk sıralarını mevsimsel kaynaklı giyim ve ayakkabı ürünlerinin oluşturduğunu ifade eden Budak, doğal gaz ve elektriğin de bu ürün gruplarını takip ettiğini kaydetti.
ÜFE'de aylık en yüksek artışın tütün alım fiyatı, muz ve limon seçilmiş maddelerinde gerçekleştiğini vurgulayan Budak, sektörel bazda ÜFE'ye bakıldığında tarımda yüzde 0,02, sanayide yüzde 0,21 artış yaşandığını bildirdi.
Budak, açıklamasında, "Yıllık bazda tarımda yüzde 7,81, sanayide yüzde 1,59 artış meydana gelmiştir. Sanayinin alt sektörlerinde aylık olarak yüzde 3,15 ile giyim eşyasında, yüzde 1,38 ile ham petrol ve doğal gaz çıkarımında yıllık olarak da yüzde 15,73 ile tütün ürünlerinde ve yüzde 13,61 ile kömür madenciliğinde artışlar olmuştur" dedi.
Batı Akdeniz Türkiye Ortalamasının Altında
Çetin Osman Budak, bölgede TÜFE oranının aylık yüzde 1,81, 10 aylık yüzde 5,97 ve yıllık yüzde 7,47 olarak gerçekleştiğini kaydetti. Batı Akdeniz Bölgesi'nin aylık ve yıllık bazda Türkiye ortalamasının altında kaldığını, 10 aylık enflasyonda ise ortalamanın üstünde yer aldığını belirten Budak, Batı Akdeniz Bölgesi'nin, 26 bölge arasında aylık bazda 14, 10 aylık bazda 3 ve yıllık bazda 15'inci sırada yer aldığını vurguladı.
Bölgede mayıs ayından beri düşük seyirde devam eden aylık enflasyonun, eylül ayından itibaren yükselişe geçtiğine işaret eden Budak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"TÜFE ve ÜFE'de enflasyonun beklentilerin altında kalması, tarım fiyatlarının düşük kalması, geçen yıl ekim ve kasım ayında enflasyondaki sıçramanın yarattığı baz etkisi, enerji zamlarının eylül ve ekim ayları arasında paylaşılmış olması, ekonomik durgunluğun fiyatlar üzerinde baskı yapması, döviz kurunun yatay seyrinin sonucudur. TÜFE'de 2007 yılından bu yana genel olarak yüzde 4'ler düzeyinde gerçekleşen ekim ayı aylık enflasyonu, bu yıl tarım ürünleri fiyatları sayesinde yüzde 1,66 gibi oldukça düşük bir düzeyde gerçekleşmiştir. Tarım fiyatlarında mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığına bağlı olarak sebze ve meyve fiyatlarındaki düşüş rol oynamıştır. ÜFE'de aylık artış yüzde 0,17 ile sınırlı kalırken, tarım fiyatları yüzde 0,02, sanayi fiyatları yüzde 0,21 oranında artmıştır. Bir başka deyişle üretici fiyatlarında tarım sektörü meyve sebze fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak sıfır enflasyon yaşamaktadır."
Üretici Enflasyonundaki Düşüş
Budak, imalat sanayinin 2009 krizinden bu yana en düşük yıllık enflasyonu yüzde 1,68 oranıyla gördüğünü de kaydetti. Aralık ayında ÜFE'de yıllık enflasyonun yüzde 1,5 gibi bir düzeyde, tarihi bir rekor olarak gerçekleştiğine değinen Budak, açıklamasına şöyle devam etti:
"Küresel ekonomik konjonktür, iç ve dış talebin düşüklüğü, döviz kurunda yatay seyir, üretici enflasyonunu bugüne kadar görülmemiş bir düzeye düşürmüştür. Üretici enflasyonunun düşmesi, önümüzdeki aylarda enflasyonun düşük kalmasını da sağlayacaktır. Bununla birlikte enflasyonun iç ve dış konjonktürün uygunluğu, iç talebin baskılanması sonucu düşmüş olduğu ve düşük enflasyonun ancak kabul edilebilir bir büyüme hızı ile anlam taşıyacağı unutulmamalıdır. Diğer taraftan enflasyondaki düşüşün kredi faiz oranlarına özellikle konut kredisi faizlerine yeterince yansımaması da üzerinde durulması gereken çok önemli bir konudur. Enflasyonun yüzde 7'ye indiği, gelecek yıl enflasyon beklentisinin daha da aşağı düştüğü bir dönemde yüzde 1,2 aylık konut kredisi faizi açıklanamaz. Dikkat edilmesi gereken bir başka önemli nokta, sebze ve meyve üreticisinin durumudur. Tarım enflasyonunu sıfıra yaklaştıran bu kesimin ciddi bir gelir kaybına uğradığı açıktır. Dolayısıyla en azından sıfır faizli destek kredisi gibi önlemlerle üreticinin ayakta kalması sağlanmalıdır."
Anadolu Ajansı
En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.
23 Ekim 2012 Salı
Para Politikası’nda İndirim Kararı
Yeni Asır Gazetesi yazarlarından Cahit Sönmez bu haftaki yazısında Para Polikası Kurulu’nun aldığı indirim kararını değerlendirdi. Sönmez yazısında şu konulara yer verdi:
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu geçen haftaki toplantısında "faizleri indirmemi çok istiyorsunuz alın size 50 baz puanlık indirim" dercesine bir karar aldı. Faiz koridorunun üst bandını yüzde 10'dan yüzde 9.50'ye çekti. Çok anlamlı bir karar mı? Hayır tabi ki. Sadece, isteği kıramadı ve küçükte olsa mesaj verdi ekonomi aktörlerine, "Ben de gevşek para politikası tarafındayım, fren falan yaptığım yok."
Para Politikası Kurulu'nun (PPK) aldığı kararlara değinelim, sonrasında fren gaz tartışmasındaki son duruma bakalım.
PPK politika faiz oranı olarak kabul ettiği 7 gün vadeli repo faiz oranında bir değişiklik yapmadı ve yüzde 5.75 seviyesinde bıraktı. Aynı şekilde gecelik borç alma faiz oranlarını da yüzde 5'de sabit tuttu. Bu ayki toplantısında yaptığı iki değişiklikten birisi gecelik borç verme faiz oranında oldu. Daha önce 150 baz puan aşağı çekip yüzde 10 düzeyine getirdiği oranı bu sefer 50 baz puan indirim ile yüzde 9'a taşıdı. Diğer değişiklik ise "geç likidite penceresinde" geçerli olan yüzde 13'lük borç verme faiz oranını yüzde 12.5'e düşürdü. Buradan bankaları sadece saat 16 ile 17 aralığında fonluyor. Borç alırsa geç likidite penceresinden faiz vermiyor Merkez Bankası.
Enflasyon da İyimser
Yukarıda özetlediğim kararları dayandırdığı gerekçeler ılımlı görünüyor. Öncelikle, Merkez Bankası cari açığın daralmasına katkı yapan iç ve dış talep dengelenmesinin sürdüğünün altını çiziyor. İç talep, kredi hacmi genişletmeyecek düzeyde seyir ediyor. Bu yılki tüketici kredileri ve kredi kartları kullanımındaki artış oranını yüzde 15 bekliyor ve bu seviyenin de makul olduğunu vurguluyor Başkan Başçı.
İç talebin ılımlı seyri ve ihracattaki artış toplam talep koşullarının düzelmesini sağlıyor. Yani, toplam talep koşulları hem enflasyondaki aşağı yönlü hareketi hem de cari açığın daralmasını destekliyor. Üstelik Merkez Bankası enflasyondaki düşüşün daha da belirginleşeceği tahmini yapıyor yılın son çeyreğinde.
Pozitif unsurların yanında risk yaratabilecek faktörler de unutulmamış gerekçeler içinde. Her ne kadar enflasyon yukarı yönlü baskı altında olmasa da, yönlendirilen fiyatlar ve enerji fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak enflasyonun bir süre hedefin üzerinde kalma olasılığının artması göz ardı edilmemelidir uyarısı raporda dikkat çekiyor. Aynı şekilde, bir vurgu da küresel ekonomideki koşullara yapılmış. Şöyle deniyor, "Küresel ekonomiye dair belirsizliklerin sürmesi nedeniyle para politikasında her iki yönde de esnekliğin korunması uygun olacaktır."
Rok Yükseldi
Faiz koridorunun daraltılmasının yanı sıra birde "rezerv opsiyon katsayısını da" yukarı çekti Merkez Bankası. Faiz koridorunun yanına monte ettiği bu araçla bir taraftan TL likiditesini artırıyor piyasada diğer taraftan döviz rezervini yükseltiyor. Ekim toplantısında TL yükümlülüklerinde kullanılacak döviz katsayında 1 puanlık bir artışa da unutmadı Merkez Bankası. Kasım ve Aralık toplantılarında PPK bu ay aldığı aksiyonları sürdürebilir. Faiz koridorunda biraz daha daralma gelir ve ROK çok az genişler.
Ekonomi yönetimi yine de memnun olmadı bu karalardan. Daha doğrusu yeterli bulmadı. Sayın bakan özellikle politika faiz oranının aşağı çekilmesini savunuyor. Gerekçesi ise, faiz oranının düşmesi ile finansman maliyeti de gerileyecek ve nihai olarak enflasyonist baskı ortadan kalkacak, fiyat istikrarı sağlanacak. Doğru. Ancak, cari açığımız makul seviyelerde olsa idi ya da cari açığı sıcak para yerine doğrudan yabancı sermaye ile finanse edebilseydik...
Günümüzde, ne yazık ki iki koşuldan da eser yok. Hem cari açık yüksek hem de sıcak para ile açık kapatılıyor. Düşünün faiz oranları iyice aşağı çekildi ve aynı zamanda yabancı sermaye çıkışı başladı ne yapacaksınız? Risk iştahlarını açmak için faizleri yeniden yükseltmek zorunda kalmayacak mı Merkez Bankası?
Sözün özü, cari açık yapısal reformlarla çözümlenene kadar, daha açık ifade ile enerjide dışa bağımlılığımız makul seviyelere inene kadar faiz oranlarını belirlemede Merkez Bankası sermaye akımlarını da formüle dahil etmek zorunda kalacak.
Yeni Asır
Faizlerin Artırılması Büyümeyi Yavaşlattı
Rusya Ekonomi Bakan Yardımcısı Andrey Klepaç, faiz oranlarında artışın ekonomik büyümeyi yavaşlattığını söyledi. Rusya Merkez Bankası enflasyon rakamlarının hedefleri aşması üzerine 14 Eylül'de faiz oranlarını sürpriz bir şekilde çeyrek baz puan artırarak yüzde 8,25 puana çıkarmıştı. Bankanın kararı enflasyonu frenlemeye yetmezken, ekonomik büyümede de ters etki yaptı.
Rusya'nın Ağustos ayında yüzde 2,8 olan büyüme rakamının Eylül ayında yüzde 2,5'e gerilediğini ifade eden Klepaç, "Ekonomik büyümede yavaşlamanın temel gerekçelerinden biri finans dışındaki sektörlerin uzun vadeli borçlanmadan kaçınmaları. Kredi maliyetleri arttı. Merkez Bankası'nı faiz artırımı, yatırımcının risk alma kararını etkiledi." dedi.
Rusya'da uzmanlar petrol varil fiyatlarının 110 doların üzerinde seyretmesine rağmen, Çin ve Hindistan'a göre ekonomik büyümenin daha yavaş olmasına dikkat çekiyor. Maliye eski Bakanı Aleksey Kudrin'e göre ise yüzde 3'ün altında bir büyüme Rusya ekonomisi için durgunluk anlamına geliyor.
Enflasyondan korunmak için tek başına faiz rakamlarını indirmenin yeterli olmadığına değinen Klepaç, "Enflasyon daha çok Merkez Bankası'nın kontrolünün dışında gelişiyor. Para politikaları reel sektörü olumsuz etkiledi." eleştirisi getirdi.
Rusya Ekonomi Bakan Yardımcısı Klepaç'a göre özellikle yatırımcılar açısından faiz oranlarındaki artış negatif etki yaptı. Federal İstatistik Servisi'nin verilerine göre yatırımlar faiz artış sonrası yüzde 1,3 oranında geriledi.
Yıllık enflasyon rakamları ise Eylül sonu itibari ile yüzde 6,6'yı buldu. Merkez Bankası'nın yıl sonu hedefi ise enflasyon rakamlarını yüzde 6'nın altında tutmak.
2007-2008 sonrası Rusya'da ekonomik durgunluk sürecinin yaşandığını hatırlatan Klepaç'a, Bakanlığın öngördüğü yüzde 3,5'lik büyüme rakamlarını da yakalamak mümkün olmadığını, 2012 büyüme rakamlarının yüzde 2,8'lerde kalma riski olduğunu söyledi.
Ekoayrinti
En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.
Rusya'nın Ağustos ayında yüzde 2,8 olan büyüme rakamının Eylül ayında yüzde 2,5'e gerilediğini ifade eden Klepaç, "Ekonomik büyümede yavaşlamanın temel gerekçelerinden biri finans dışındaki sektörlerin uzun vadeli borçlanmadan kaçınmaları. Kredi maliyetleri arttı. Merkez Bankası'nı faiz artırımı, yatırımcının risk alma kararını etkiledi." dedi.
Rusya'da uzmanlar petrol varil fiyatlarının 110 doların üzerinde seyretmesine rağmen, Çin ve Hindistan'a göre ekonomik büyümenin daha yavaş olmasına dikkat çekiyor. Maliye eski Bakanı Aleksey Kudrin'e göre ise yüzde 3'ün altında bir büyüme Rusya ekonomisi için durgunluk anlamına geliyor.
Enflasyondan korunmak için tek başına faiz rakamlarını indirmenin yeterli olmadığına değinen Klepaç, "Enflasyon daha çok Merkez Bankası'nın kontrolünün dışında gelişiyor. Para politikaları reel sektörü olumsuz etkiledi." eleştirisi getirdi.
Rusya Ekonomi Bakan Yardımcısı Klepaç'a göre özellikle yatırımcılar açısından faiz oranlarındaki artış negatif etki yaptı. Federal İstatistik Servisi'nin verilerine göre yatırımlar faiz artış sonrası yüzde 1,3 oranında geriledi.
Yıllık enflasyon rakamları ise Eylül sonu itibari ile yüzde 6,6'yı buldu. Merkez Bankası'nın yıl sonu hedefi ise enflasyon rakamlarını yüzde 6'nın altında tutmak.
2007-2008 sonrası Rusya'da ekonomik durgunluk sürecinin yaşandığını hatırlatan Klepaç'a, Bakanlığın öngördüğü yüzde 3,5'lik büyüme rakamlarını da yakalamak mümkün olmadığını, 2012 büyüme rakamlarının yüzde 2,8'lerde kalma riski olduğunu söyledi.
Ekoayrinti
En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.
Etiketler:
enflasyon,
faiz oranları,
faizler,
Merkez Bankası,
rusya ekonomi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





