kredi artışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kredi artışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Temmuz 2012 Perşembe

Banka Yöneticileri İleriki 3 aylık Dönem için Umutlu

Banka yöneticilerinin önümüzdeki 3 ayda, kredi hacimlerindeki artış beklentilerinin toplam nakdi krediler için yüzde 75, gayri nakdi krediler için yüzde 61, ticari kredilerde yüzde 70, KOBİ kredilerinde yüzde 81, konut kredilerinde yüzde 62, taşıt kredilerinde yüzde 45 ve kredi kartlarında yüzde 73 seviyesinde gerçekleşti. Ancak, takipteki tüketici kredilerinde artış bekleyenlerin oranı bu dönemde yüzde 69'dan yüzde 82'ye çıktı.
Bankacılık sektöründe önümüzdeki 3 aya ilişkin olumlu beklentiler devam etti. Banka yöneticileri Temmuz-Eylül 2012 döneminde fon kaynakları, krediler ve iç borçlanma faiz oranlarının aynı kalmasını, Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH), aktif büyüklüğü ve kredi hacimlerinin artmasının beklerken, enflasyon oranında düşüş öngördü. Sektör risklilik düzeyinin aynı kalacağı yönündeki beklentileri ağırlık kazanan banka yöneticileri, önceki dönemlerde var olan olumlu beklentilerin devam ettiği konusunda fikir birliğine vardı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) 3 aylık dönemleri kapsayan Bankacılık Sektörü Yönetici Kesimi Beklenti Anketi'ni yayımladı. Nisan-Haziran döneminde gelecek 3 aya ilişkin olarak 66 üst düzey yönetici tarafından cevaplanan Bankacılık Sektörü Yönetici Kesimi Beklenti Anketine verilen cevaplar incelendiğinde önceki anket döneminde olduğu gibi olumlu beklentilerin devam ettiği görüldü. Anket cevaplarından, GSMH, bütçe açığı gibi makroekonomik göstergelere ilişkin olumlu beklentilerin önceki anket dönemine yakın seviyelerde devam ettiği, cari açık, iç borçlanma faiz oranı gibi göstergelerde ise olumlu beklentilerde bir yükseliş olduğu anlaşıldı. Ayrıca, genel olarak faiz oranlarında düşüş, kredi hacimlerinde ve bankacılık aktif büyüklüğünde artış gibi olumlu yöndeki beklentiler öne çıktı.
En Dikkat Çekici Olumlu Beklenti TÜFE'de
Makroekonomik göstergelere ilişkin beklentiler incelendiğinde en dikkat çekici olumlu beklenti TÜFE de görüldü. TÜFE'nin artacağına ilişkin beklentiler, önceki çeyrekte yüzde 40 seviyesinde iken bu dönemde yüzde 20 seviyesine geriledi. TÜFE'de azalış bekleyenler katılımcıların yüzde 53'ünü oluşturdu. Anket katılımcılarından yüzde 79'u GSMH'da artış beklerken, cari açık ve bütçe açığında beklentiler azalış veya aynı kalacağı yönünde oldu. ABD dolar kuru için ise yüzde 19 seviyesinde olan artacak yönündeki beklentiler yüzde 17'ye düştü, aynı kalma yönündeki beklentiler ise yüzde 71 olarak gerçekleşti. İç borçlanma faiz oranlarına bakıldığında bir önceki dönemde yüzde 24 seviyesinde olan iç borçlanma faiz oranının artacağına dair beklenti bu anket döneminde yüzde 5 seviyesine geriledi, aynı kalacağı yönündeki beklenti ise yüzde 55'den yüzde 65 seviyesine çıktı.
Makroekonomik Göstergelerin Olumu Gelişmeleri İşaret Ettiği Değerlendirildi 
Genel olarak anket sonuçlarından makroekonomik göstergelerin olumlu gelişmeleri işaret ettiği değerlendirildi. Ankette yer alan faiz oranlarının gelişimine ilişkin sorulara bakıldığında hem fon kaynaklarının hem de kredilerin faiz oranlarının düşmesi veya aynı kalması yönünde beklentilerin arttığı görüldü. Önümüzdeki üç aylık dönemde faiz oranlarının aynı kalması yönündeki beklenti 3 ay vadeli TL mevduat oranında yüzde 58, döviz tevdiat hesaplarında'da ve TCMB bankalar arası gecelik faiz oranlarında sırasıyla yüzde 76 ve yüzde 73, yurtdışı borçlanma faiz spreadlerinde ise yüzde 71 seviyesinde gerçekleşti.
Diğer taraftan, faiz oranlarındaki azalış beklentisi ise 3 ay vadeli TL mevduat oranında yüzde 38, döviz tevdiat hesaplarında da yüzde 17 ve Merkez Bankası bankalararası gecelik faiz oranlarında yüzde 11 ve yurtdışı borçlanma faiz spreadlerinde ise yüzde 9 seviyesinde gerçekleşti. Faiz oranındaki azalış beklentisi önceki anket dönemine göre yükselmiş olmakla birlikte, ağırlıklı beklentinin fon kaynaklarının faiz oranlarında önemli bir değişiklik olmaması yönünde olduğu görüldü.
Kredi faiz oranlarında da fon kaynaklarında olduğu gibi ağırlıklı beklenti aynı kalma yönünde gerçekleşti. Buna göre, faiz oranlarının aynı kalacağı beklentisi konut kredilerinde bir önceki anket döneminde yüzde 61 iken bu dönemde yüzde 71'e, diğer tüketici kredilerinde yüzde 67 iken yüzde 76'ya, ticari kredi faiz oranlarında yüzde 55 iken yüzde 71'e ve kredi kartı faiz oranlarında yüzde 78 iken yüzde 86'ya yükseldi.
Kredi Hacminde Artış Beklentisi 
Kredi hacimlerindeki artış beklentisi faiz oranlarındaki aynı kalma ve azalma yönündeki beklentilerde meydana gelen artış ile paralellik arz etti. Kredi hacimlerindeki artış beklentilerinin toplam nakdi krediler için yüzde 75, gayri nakdi krediler için yüzde 61, ticari kredilerde yüzde 70, KOBİ kredilerinde yüzde 81, konut kredilerinde yüzde 62, taşıt kredilerinde yüzde 45 ve kredi kartlarında yüzde 73 seviyesinde gerçekleştiği görüldü. Ancak, takipteki tüketici kredilerinde artış bekleyenlerin oranı bu dönemde yüzde 69'dan yüzde 82'ye çıktı. Kredi hacimlerini etkileyen faktörlerin sorulduğu sorularda katılımcılar önceki dönemlerde olduğu gibi ticari kredi hacmi için ticari iç talepteki artma veya azalma ve tüketici kredisi hacmi için tüketici talebindeki artma ve azalmayı en önemli faktörler olarak gösterdi.
Bankacılık Sektörü Aktiflerin Büyüyeceği Beklentisi Azaldı 
Ankette, bankacılık sektörü aktiflerinin büyüyeceği yönünde bir önceki dönemde yaygın olan beklentinin önümüzdeki üç aylık dönem için azaldığı görüldü. Aktif büyüklüğünün artmasını bekleyen katılımcı oranı önceki ankette yüzde 88 iken bu anket döneminde yüzde 77 olarak gerçekleşti.
Sektör Karlılığının aynı Kalacağı Yönündeki Beklenti Devam Etti 
Diğer taraftan, sektörün karlılığına ilişkin aynı kalma yönündeki beklentilerin küçük değişikliklere rağmen devam ettiği görüldü. Karlılığın azalacağını bekleyen katılımcı oranı bir önceki anket döneminde yüzde 19 seviyesinde iken bu anket döneminde yüzde 23 seviyesinde gerçekleşti. Aynı kalma yönünde beklentiye sahip katılımcı oranı yüzde 58'den yüzde 50'ye düştü. Sektör karlılığını etkileyecek en önemli faktör olarak ise katılımcıların yüzde 61'i tarafından faiz marjları gösterildi.
Yabancı Sermaya Payında Değişiklik Olmayacağı Görüşü Hakim
Ankette, geçen dönem olduğu gibi bu dönem de yabancı sermaye payında bir değişiklik olmayacağı görüşü hakim. Makroekonomik gelişmelerin önümüzdeki üç aylık dönemde bankacılık sektörünü etkileyecek en önemli faktör olduğu görüşü katılımcıların yüzde 65'i tarafından paylaşıldı. Diğer taraftan, bankacılık sektörüne olan güven konusunda hem makroekonomik gelişmeler hem de yabancı sermaye girişi önemli göstergeler olarak görüldü. Ankette değerlendirilen diğer bir sonuç, bankacılık sektörünün riskliliğine ilişkin beklentilerin önceki anket dönemine paralel olarak gerçekleşti. Katılımcıların yüzde 42'si sektörün riskliliğinin artmasını beklerken, önümüzdeki üç aylık dönemde katılımcıların yüzde 56'sı sektörün riskliliğinin aynı kalacağını ifade etti. Ayrıca, en önemli risk kaynağı olarak önceki dönemlerde olduğu gibi kredi riski gösterildi.
Sektör Risklilik Düzeyi Aynı Kalacak
Nisan-Haziran 2012 dönemi anket sonuçlarından, önümüzdeki üç aylık dönemde fon kaynaklarının, kredilerin ve iç borçlanma faiz oranlarının aynı kalmasının, GSMH, aktif büyüklüğü ve kredi hacimlerinin artmasının beklenildiği, enflasyon oranında düşüşün öngörüldüğü, sektör risklilik düzeyinin aynı kalacağı yönündeki beklentilerin ağırlık kazandığı ve önceki dönemlerde var olan olumlu beklentilerin devam ettiği sonuçlarına ulaşıldı.

13 Temmuz 2012 Cuma

Diyarbakır En Hızlı Kredi Artışı Sağlayan İl
12 Temmuz 2012, Kaynak:KrediPazarı

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, 'Diyarbakır bizim en hızlı kredi artışı sağladığımız, büyüme açısından da geri dönüş açısından da en iyi performans gösterdiğimiz illerden biri. En ufak sorun yok, tıkır tıkır işleyen süreç var. Arsa fiyatları da uçmuş durumda' dedi.

Diyarbakır Bankacılığın Gözde İli Oldu

Şehirdeki potansiyeli anlatan İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, 'Diyarbakır bizim en hızlı kredi artışı sağladığımız, büyüme açısından da geri dönüş açısından da en iyi performans gösterdiğimiz illerden biri. En ufak sorun yok, tıkır tıkır işleyen süreç var. Arsa fiyatları da uçmuş durumda' dedi. Akşam Gazetesi'nden Mehmet Ali Ergün İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali ile Türk bankacılık sektörü ve Avrupa'da iyice kayganlaşan pazar koşullarını değerlendirdi.

5-10 yıl önce güçlü ekonomisiyle övünen İspanyol ekonomisinin yaşadığı ciddi sorunların, Türkiye'de de yaşanma riskini değerlendiren Bali, 'Aynı şey değil İspanya'nın 'benim ekonomim çok güçlü' dediği ortamda dünyada kriz yoktu. Büyüyen bir dünya, büyüyen bir Avrupa ekonomisi vardı. Doğal olarak İspanyol ekonomisi de büyüyordu. Biz ise dünyanın krizlerle boğuştuğu bir dönemde 'çok iyiyiz' dedi. Bu noktada Türkiye'nin 5 faktörle çıktığını belirten Bali, '-Ekonomik büyüme: Olumlu, - Enflasyon: Olumlu; - Bütçe: olumlu. - Borç istatistikleri: Olumlu. - Cari açık: Kaygı konusuydu. Şimdilerde ciddi iyileşme trendi var. ' dedi. 'Krize karşı sağlam duruş bu 5 temel üzerinde mi yükseliyor'? sorusunu 'Böyle bir makroekonomik tablo, sorunların olduğu bir ekonomik iklimde sizi koruyabilir, koruyor da. Biz krizleri çarpan etkisiyle yaşıyorduk, şimdi iskontoyla geçiriyoruz. Bu, hazırlıklı olmak demektir.' şeklinde cevapladı.

Diyarbakır Örneği

İş Bankası'nın Doğu ve Güneydoğu'daki büyüme stratejisini değerlendiren Bali: 'Diyarbakır, bizim çok hızlı kredi artışı sağladığımız, büyüme açısından da geri dönüş açısından da en iyi performans gösterdiğimiz illerden biri. Borcuna sadık bir şehir. Tıkır tıkır işleyen bir sürecimiz var. Topladığımız kaynağın maliyeti, verdiğimiz krediler, kredi artış hızımız, geri dönme oranımız en başarılı bölgelerimizden biridir. Ticaret anlamında Diyarbakır'da müthiş bir gelişme var. Ataşehir gibi şehre ilave şehirler konuşuluyor. Arsa fiyatları da uçmuş durumda.' dedi.
 
 
Bankalar Krediyi Kıstı mı?

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin (TOBB) Genel Kurulu'nda TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Doğu ve Güneydoğu'da bankaların kredi verirken işleri zorlaştırdığını söyleyerek bankalara yüklenmişti. Bali' 'Neden kredi vermiyorsunuz?' sorusunu şu şekilde açıkladı: 'Bankalar kredi vermiyor demekle 'bana kredi vermiyor' demek başka şeyler. 2011'de bankacılık sistemi, nakdi kredilerini yüzde 30'un üzerinde artırmış. İş Bankası ise kredilerini, sektörün açık ara üzerinde, yüzde 39'a karşılık yüzde 43 oranında yükseltmiş. Bunun da yüzde 80'i ticari kredi. Bankacılık neden kredi vermesin? Elindeki parayı satamazsa zarar eder. Bankalar arasında bir rekabet var, finansal hizmet kıtlığı da yok memkelette.'