Banka Faizleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Banka Faizleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Kasım 2012 Çarşamba
İşte Bankaların Faiz Oranları
Sektör, yurt dışından sendikasyon kredileri sağlamaya devam ediyor. Peki, bu gelişmeyle öne çıkan konut sektörü, kredilerle piyasayı nasıl canlandıracak? İşte bankaların yeni faiz oranlarıve sundukları avantajlar.
Türkiye ekonomik çerçevede bakıldığında daha yavaş ve daha risksiz patikada ilerlerken, ekonominin en önemli parçaları arasında yer alan bankacılık sektörünün, yılı yüzde 14-15 arası bir kredi büyümesi ile tamamlaması bekleniyor.
Ilımlı kredi büyümesi ve bağlantılı olarak gerçekleşen yavaş ekonomik büyüme, bir dönem 78 milyar dolara kadar çıkan cari açığın, 59 milyar dolara kadar gerilemesine neden oldu. Ekonominin yavaşladığı ortamda bu gelişmeyle bağlantılı olarak bankacılık sektörünün daha ılımlı büyüme performansı göstermesi doğaldı. Ayrıca sektör sağlam yapısını korumayı da sürdürdü. Yurt dışından gerekli sendikasyon kredileri sağlanmaya devam ediyor. Bankacılık sektörünün, son günlerde sıklıkça bahsedilen, “Türkiye’nin kredi notu artar mı?” sorusunda önemli paya sahip olduğu yadsınamaz bir gerçek. Peki, genel kredi büyümesinin yüzde 14 olması beklenirken, alt kalemlerde ne gibi gelişmeler yaşanıyor? Örneğin konut kredilerinin seyri ne durumda? Hepimizin bildiği gibi Türkiye ekonomisinin seyrinde konut sektörü de kritik öneme sahip bulunuyor. İşte Türk bankacılık sektörünün konut kredilerindeki son durumu.
Yüzde 10-12’lik Büyüme Beklentisi Var
Konut kredisi pazarı, yılın ilk çeyreğinde yüzde 1 büyüme gösterdi. 2012 yılındaki makroekonomik beklentilere paralel olarak, konut sektörünün son iki seneye nazaran yavaş seyretmesi beklentiler dahilinde bulunuyor. Ancak, bahar aylarına girilmesi ile mevsimsel olarak artış gösteren pazar, ikinci çeyrekte yüzde 3,7 büyüdü.
Üçüncü çeyrekte ise yüzde 3 daha büyüyerek yılın ilk dokuz ayında toplamda yüzde 8 büyümeye ile 75 milyar TL’ye ulaştı. Yılın genelinde, konut sektöründeki soğumaya paralel olarak, konut kredileri pazarında da büyümenin sınırlı olması, pazarın yüzde 10-12 gibi bir oranda büyüyerek 76-78 milyar TL ile seneyi kapatması öngörülüyor. Peki konut kredisi portföyünün kullandırım süresi ne kadar?, Vadesi ne kadardır?
Bu sorumuzu Akbank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galiz Tözge şu şekilde yanıtladırıyor:
“Konut kredisi portföyünün kullandırım vadesi 6-10 yıl vadede yoğunlaşıyor. Konut kredilerini yüzde 55’i bu vadelerde talep ediliyor. 10 yıl üzeri vadelere de talep yüksek. 10-15 yıl vadeli krediler portföyden yüzde 20 pay alıyor. Son dönemde tüketiciye sunulan 20 yıl üzeri vadelerdeki krediler ise yüzde 1 ile sınırlı pay almış durumda.”
Aylık Ortalama Faiz Yüzde 1.01’e Geriledi
Peki faiz oranları hangi noktada bulunuyor? Merkez Bankası’nın borç verme faiz oranınındaki yüzde 1.5 baz puanlık indirim sonucu faiz koridoru daralmış durumda bulunuyor. Söz konusu faiz indiriminin faizlere yansıtıldığı mevcut koşullar altında 2011 yıl sonundaki aylık bazda ortalama yüzde 1,20’lik faizden yüzde 1.01’e gerileyen faiz oranlarında daha fazla düşüş beklenmiyor.
Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz İş Bankası Bireysel Krediler Müdürü Recep Hakkı faiz oranlarına ilişkin sorumuzu şu şekilde yanıtlıyor:
“Avrupa’da 2011 yılının ikinci çeyreğinde ortaya çıkan borç krizinin etkilerinin hem faizlere hem de kurlara yansıması sonucu 2011 yılı sonunda faiz oranları sektörde aylık ortalama yüzde 1,20 seviyelerine yükseldi. Ancak, yurtiçi ve yurtdışı ekonomideki gelişmeler ve Merkez Bankası politikaları doğrultusunda, cari açıkta ve enflasyon oranında göreceli bir gerilemenin devam ettiği gözlenmiş, Türk Lirası’nın genel istikrarının korunmasına yönelik çalışmalar sonucunda bu dönemden itibaren faiz oranlarının aşağı yönlü hareket etmeye başlaması ile konut kredisi faiz oranları da 2012 yılının ikinci çeyreğinden itibaren düşme eğilimi gözleniyor. TCMB verilerine göre, içinde bulunduğumuz dönemde faiz oranları aylık ortalama yüzde 1.01 civarından beri en düşük seviyesine gerilemiş durumda bulunuyor. Fiz koridorundaki yüzde 1.5 baz puanlık indirimi, sektörde konut kredisi veren bankalar tarafından fiyatlara yansıtıldı. Faiz oranlarında halihazırda bulunan oranlar seviyesinde seyredeceği bekleniyor. Majör bir değişiklik öngörülmüyor.”
400 Milyar TL’lik İş Hacmi
Türkiye ekonomisinin büyümesinde kritik öneme sahip bulunan konut sektöründeki gelişmeler neler? Kentsel dönüşüme ilişkin neler söylenebilir? ‘Kentsel Dönüşümü’, ekonomik aktiviteler, bankacılık sektörü ve gayri menkul sektörü açsından irdelemek gerekli.
Akbank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Galiz Tözge yaptığı açıklamada, “Türkiye’de 1999 yılı Marmara depremi sonrasında gündeme gelen kentsel dönüşüm yakın zamana kadar ne yazık ki yerel yönetimlerin uygulamaları ile sınırlı kaldı. Kentsel dönüşümün Türkiye’de uzun yıllar yaşanan çarpık yapılaşmanın ve kentleşmenin giderilerek, ekonomik ve sosyal gelişmenin hızlandırılması ve hane halkları ve bireyler için yaşanabilir alanlar yaratılmasını sağlayacak önemli bir araç olduğu görüşündeyiz.
Bununla birlikte, kentsel dönüşüm Türkiye’de gayrimenkul ve inşaat sektörünün gelişimi için de önemli bir unsur olacak. Türkiye’deki 20 milyon konutun 7 milyonunun yenilenmesi gerektiği tespitinden hareketle, kentsel dönüşümün inşaat sektörüne 400 milyar TL büyüklüğünde bir iş hacmi oluşturması bekleniyor.
2B Gayrimenkul Sektörünü Etkileyecektir
2B (orman) arazilerinin değerlendirilmesine yönelik yeni çıkan düzenleme, kentsel dönüşüm kadar doğrudan olmasa da, gayrimenkul sektöründeki gelişmeleri etkileyecektir görüşündeyiz. Kentsel dönüşüm için gerekli fonun da 2B arazilerinin satışından elde edilmesi planlanıyor. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı 2B arazilerinin büyüklüğüne bakıldığında, en büyük payı sırasıyla Antalya, Mersin, Balıkesir, Ankara, Sakarya, Muğla ve İstanbul alıyor..
turcomoney
En Uygun Konut Kredisi Hangi Bankada? Bankaları Karşılaştırın.
Etiketler:
Banka Faizleri,
faiz oranları,
faizler,
konut kredileri,
konut sektörü,
krediler,
sendikasyon
19 Eylül 2012 Çarşamba
Turgutlulu Öğretmen Bankaya Açtığı Davayı Kazandı
Manisa’nın Turgutlu
ilçesinde Ufuk Ağaoğlu adlı öğretmen, her iki yapılandırma esnasında
kendisinden alınan toplam 815 TL’lik yapılandırma masrafını geri almak için
açtığı davayı kazandı.
Ufuk Ağaoğlu, 2009 yılında ev sahibi olabilmek için bir bankadan konut kredisi aldı. Yıllardır özlemini duyduğu evine sahip olan Ağaoğlu, aradan bir yıl geçtikten sonra faizlerin düşmesiyle birlikte borcunu yapılandırmak istedi ve 17 Mayıs 2010 tarihinde banka kendisinden 500 TL yapılandırma masrafı alarak borcunu yapılandırdı. 2011 yılında yine banka faizlerinin düşmesiyle birlikte Ufuk Ağaoğlu, borcunu tekrar yapılandırmak istedi. Banka yine kendisinden itfa planı adı altında 315 TL komisyon aldı.
Bunun üzerine Turgutlu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'na 26.04.2012 tarihinde bir dilekçe ile başvuran öğretmen Ufuk Ağaoğlu, dilekçesinde kendisinden alınan toplam 815 TL’lik komisyon ücretlerinin tarafına iade edilmesini istedi.
Öğretmen Ufuk Ağaoğlu’nun şikayet dilekçesini inceleyen Turgutlu Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, banka ve tüketicinin imzaladığı konut finansmanı sistemi kredi sözleşmesinin 26 ve 27. maddesinde kredi ile ilgili ana para tutarı, ödenecek tutar, toplam diğer giderler tutarı, kredi faiz oranı gibi alt maddelerin boş olup tüketiciyle müzakere edilmeden doldurulmuş olduğu görüldüğünden, 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun ve uygulama yönetmeliklerinin 6. maddesinde belirtilen 'Satıcı ve sağlayıcının tüketiciye müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır' hükmü gereğince tüketicinin talebinin kabulü görüşünde birleşti.
Aynı tarihli yazısında kararını açıklayan Turgutlu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı, Ufuk Ağaoğlu’nun talebinin kabulüne, tüketiciden alınan 815 TL’nin tüketiciye iadesine karar verdi.
Genç öğretmen Ağaoğlu, bu karardan memnuniyetini dile getirirken, "Hiç kimsenin haksız yere hiç kimseden para almaya hakkı yok. Umarım benim dava sonucum emsal olur ve aynı şekilde mağdur olan vatandaşlar mağduriyetlerini giderir” dedi.
Ufuk Ağaoğlu, 2009 yılında ev sahibi olabilmek için bir bankadan konut kredisi aldı. Yıllardır özlemini duyduğu evine sahip olan Ağaoğlu, aradan bir yıl geçtikten sonra faizlerin düşmesiyle birlikte borcunu yapılandırmak istedi ve 17 Mayıs 2010 tarihinde banka kendisinden 500 TL yapılandırma masrafı alarak borcunu yapılandırdı. 2011 yılında yine banka faizlerinin düşmesiyle birlikte Ufuk Ağaoğlu, borcunu tekrar yapılandırmak istedi. Banka yine kendisinden itfa planı adı altında 315 TL komisyon aldı.
Bunun üzerine Turgutlu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı'na 26.04.2012 tarihinde bir dilekçe ile başvuran öğretmen Ufuk Ağaoğlu, dilekçesinde kendisinden alınan toplam 815 TL’lik komisyon ücretlerinin tarafına iade edilmesini istedi.
Öğretmen Ufuk Ağaoğlu’nun şikayet dilekçesini inceleyen Turgutlu Tüketici Sorunları Hakem Heyeti, banka ve tüketicinin imzaladığı konut finansmanı sistemi kredi sözleşmesinin 26 ve 27. maddesinde kredi ile ilgili ana para tutarı, ödenecek tutar, toplam diğer giderler tutarı, kredi faiz oranı gibi alt maddelerin boş olup tüketiciyle müzakere edilmeden doldurulmuş olduğu görüldüğünden, 4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun ve uygulama yönetmeliklerinin 6. maddesinde belirtilen 'Satıcı ve sağlayıcının tüketiciye müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır' hükmü gereğince tüketicinin talebinin kabulü görüşünde birleşti.
Aynı tarihli yazısında kararını açıklayan Turgutlu Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Başkanlığı, Ufuk Ağaoğlu’nun talebinin kabulüne, tüketiciden alınan 815 TL’nin tüketiciye iadesine karar verdi.
Genç öğretmen Ağaoğlu, bu karardan memnuniyetini dile getirirken, "Hiç kimsenin haksız yere hiç kimseden para almaya hakkı yok. Umarım benim dava sonucum emsal olur ve aynı şekilde mağdur olan vatandaşlar mağduriyetlerini giderir” dedi.
Etiketler:
Banka Faizleri,
konut finansmanı,
konut kredisi
18 Eylül 2012 Salı
Yüksek Faiz Oranları Nedeniyle Vatandaş Olumsuzluklar Yaşıyor
Kıbrıs Gazetesi’den edinilen bilgilere göre, Yüksek Mahkeme Başkanı Nevvar Nolan, toplumun en büyük yaralarından birinin yüksek faiz oranları nedeniyle yaşanan olumsuzluklar olduğuna işaret etti. Faiz sınırlaması konusunda Anayasa Mahkemesi’nin 6 yıl önce verdiği karara rağmen, “yasa koyucunun (meclis) gerekli düzenlemeyi yapmadığına” dikkat çekti.
Nolan, “Yani bugün faiz anaparanın 2 katı da olabiliyor, 3 katı da, 5 katı da 10 katı da olabiliyor. Bu toplumun içinde bir yaradır. İşadamlarıyla konuşursanız hepsinin dile getirdiği bir konudur bu ve bu yarayı sarmak lazım” dedi.
Nolan ayrıca, mahkemelerdeki ceza davalarında son yıllarda bir artış olmamasına karşın toplumu rahatsız edecek ciddi suç türlerinde bir artışın olabileceğini belirterek, “Sayısal olarak genelde bir artış yok ama, bazı suç türlerinde sokakta yürüyen vatandaşı, hatta bizi çok çok rahatsız eden suç türlerinde artış olduğu doğrudur” şeklinde konuştu.
Nevvar Nolan, 2012-2013 Adli Yıl’ın açılışı nedeniyle düzenlediği basın toplantısında, yargının genel durumu hakkında bilgiler verip, davalar konusunda değerlendirmelerde bulundu. Basın toplantısında Yüksek Mahkeme Başmukayyidi Neşe Başkan da hazır bulundu.
Yasama Organı İşini Neden Yapmıyor?
Banka davalarının son yıllarda mahkemelerde geniş bir yer tuttuğuna da işaret eden Nevvar Nolan, “Nedendir bilmiyorum. Tek başıma da bilmek istemiyorum. Bu da bir ekip işidir. Psikologların ekonomistlerin ve finans sektöründekilerin bir araya gelip doğru teşhisler koymaları lazım” dedi. Vatandaşların aldıkları kredileri ödeyemediklerini, bunun ya imkanlarının ötesinde borçlanmadan, ya da borç yükümlülüğü altına girdikten sonra mali durumlarında bozulma olmasından dolayı kaynaklanabileceğine de işaret eden Nolan, hemen yargıya yansıyan bu yöndeki davaların üzücü şeyler olduğunu söyledi.
Nolan bu konuda şöyle konuştu:
“Daha önce faiz oranları ile ilgili bir kısıtlama vardı. Bunu da belirleyen Merkez Bankası’ydı. ‘Faiz ana paranın 2 katını, 3 katını aşamaz’ diye zaman zaman bu oranları Merkez Bankası belirliyordu. Takriben 6 yıl önce Anayasa Mahkemesi bir karar verdi ve Merkez Bankası’nın bu belirlemelerinin ve takdirlerinin Anayasa’ya uygun olmadığı sonucuna vardı ve bunu iptal etti. Ama ‘Bu yanlıştır’ diye iptal etmedi. ‘Yasama organının, yasa koyucunun ana hatları belirlemesi ve ondan sonra buna bağlı bir yetkinin Merkez Bankası’na devredilmesi olabilir’ diye bir ifadede bulundu.
Umut ve beklenti o güne göre çok ciddi sonuç veren böyle bir Anayasa Mahkemesi kararından sonra yasa koyucunun derhal oturup gereğini yapması beklenirdi. Benim bildiğim kadarıyla yasa koyucu böyle bir çaba içerisine girmedi. Girmediği için de bu gün bir kat sınırlaması yok. Yani bugün faiz ana paranın 2 katı da olabiliyor, 3 katı da, 5 katı da 10 katı da olabiliyor. Bu toplumun içinde bir yaradır. İşadamlarıyla konuşursanız hepsinin dile getirdiği bir konudur bu ve bu yarayı sarmak lazım.”
Taşınmaz Mal Bulmazsanız O Zaman Taşınır Mallarına El Koyacaksınız
Taşınmaz mallarla ilgili davalara değinirken, çoğu zaman hükümlü borçluların üzerlerinde taşınmaz mal bulunmadığına dikkati çeken Nolan, bu konuda özetle şunları söyledi:
Taşınmaz mal bulmazsanız o zaman taşınır mallarına el koyacaksınız. Taşınır mallar da kolay kolay bulunmuyor. O zaman son çare Mahkeme’ye başvuruyorsunuz ve davalarınızın hiç olmadık size taksitlerle ödenmesi için bir arayışa giriyorsunuz. Bu külfetli bir iş midir? Evet külfetli bir iştir. Yani hükümlü alacaklının şikayet etmesi lazım, mahkemeye gelmesi lazım. Şahadet vermesi lazım. Bizim için bunlar çok kolay ama, sokaktaki vatandaş için çok kolay değildir. Mahkeme borçlunun sahip olduğu mali imkanlar ölçüsünde bir rakam saptıyor ve o rakamı ödemesini emrediyor. Ödemezse tekrar mahkemeye gelecek. Hakim onu dinleyecek ve neticede bir hapislik emri verecek. Uzun lafın kısası bu işler zor.
Ancak çok ciddi rakamlarda hükümlü borcu olan kişilerin bu hükümlü borçlarını ödemedikleri durumlarda ve üstelik daha da acısı üzerlerinde taşınmaz mal, veya taşınır mal bulunmadığında saptandıktan sonra, bu küçücük ülkede ülke standartlarının çok üstünde bir yaşam sürdürmelerine bazı kişilerin vicdanında bir rahatsızlığa neden oluyor. Ki buna yüzde yüz katılıyorum. Bu duruma sizin kadar biz de üzülüyoruz. Demek ki yasa koyucunun bu duruma bir el atması gerekir. Bazı şeylerin daha sıkı takip edilmesi gerekir ve bununla ilgili yasal düzenlemenin yapılmasında, en azından toplumsal barış açısından gereksinim vardır.”
Etiketler:
Banka Faizleri,
faiz indirimli,
faiz oranları,
taşınmaz mal,
yasamı organı,
yüksek faiz
23 Temmuz 2012 Pazartesi
Yeni KDV Uygulaması Konut Sektörünü Derinden Etkileyecek
Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, Ankara’da konut üretiminin önümüzdeki yıllarda azalacağını söyledi.
Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Konutta uygulanan teşvikler ve kolaylıklar sebebiyle Ankara’da son 10 yıl içerisinde kiracı sayısının azaldığını, ev sahiplerinin ise arttığını belirten Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, konutta uygulamaya konulan yeni mevzuat ve uygulamaların Ankara’da konut üretimini olumsuz yönde etkileyeceğini söyledi.
Konut kredisi faiz oranlarının düşük olması, maliyetlerin gerçekçi olması sebebiyle 2011 yılında Türkiye’deki konut satışlarının 2010 yılına göre daha verimli geçtiğini ve satışlarda yüzde 17 oranında bir artış gerçekleştiğini ifade eden Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, “2010 yılında Türkiye genelinde yaklaşık 357 bin adet konut satılmış iken, 2011’de 420 bin adet konutun satışı gerçekleşmiştir. Mütekabiliyet yasası sebebiyle İstanbul ve kıyı bölgelerinde konut satışlarında canlılık devam edecektir. Yine Kentsel dönüşüm sebebiyle deprem riskinin büyük olduğu şehirlerimizde inşaat sektörü canlılığını devam ettirecektir. Fakat bunların dışında kalan yerlerde konut üretimi KDV uygulamaları, rayiç bedelleri, yükselen inşaat maliyetleri sebebiyle azalacaktır. Bu illerin başında ise Ankara gelecektir. 2006 yılından bu yana her yıl 500 binin üzerinde konut üretilmektedir. Yapı ruhsatı istatistiklerine göre, 2010 yılında ruhsat verilen konut sayısı 800 bini aşmıştır. 2011 yılında ise bu sayıda yüzde 20 oranında bir düşüş gerçekleşmiş, 2011 sonu itibariyle belediyeler tarafından ruhsat verilen konut sayısı 640 bin civarında kalmıştır. 2012 yılında bu düşüş devam edecektir” dedi.
Ankara’daki konut sayısının 1 milyon 20 bin olduğunu sözlerine ekleyen Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, 600 bin kişinin ev sahibi olduğunu 320 bin kişinin kiracı olduğunu, 38 bin kişinin lojmanlarda kaldığını 56 bin kişinin ise ev sahibi olmamasına rağmen kira ödemediğini söyledi. Can, “Ankara bir öğrenci şehri olması sebebiyle kiracılarının içerisinde öğrenciler önemli yer tutmaktadır. Son yıllarda yap sat müteahhitlik hizmetlerini artması, konut üretiminin tahminin üzerinde çoğalması, gecekondularının yıkılarak modern konutların yapılması kiracı sayısını azaltmıştır. Konut fiyatları artmaya devam ederse, insanların yeni konut alma şahsı azalacaktır. KDV’nin konut fiyatlarına eklenmesi ile Ankara’da konut fiyatları yüzde 20 civarında artacaktır” şeklinde konuştu.
Mamak İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Hamza Can, Ankara genelinde 1 milyon 20 bin civarındaki konutun büyük çoğunluğunun üç oda bir salon olduğunu belirterek, “571 bin konut üç oda bir salon iken, 302 bin konut iki oda bir salon, 77 bin 500 konut bir oda bir salondan, 8 bin 300 konut 1 odadan, 60 bin konut ise 5 ve üzeri odadan oluşmaktadır. Bu da gösteriyor ki, Ankaralılar genellikle 3 oda 1 salondan oluşan konutları tercih etmektedirler. Fakat önümüzdeki dönemde yükselen fiyatlar sebebiyle insanlarımızın alım gücü düşecek ve daha çok 2+1 evler tercih edilir olacaktır. Bu düşüşün bir sebebi de ailelerin küçülmesi olarak karşımıza çıkacaktır” dedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



